Ağız ve Diş Sağlığı

Ağız ve Diş Sağlığı

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI
Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasına yer almaktadr. Fakat hayatı doğrudan tehdit etmediği için ağız ve diş sağlığına gereken önem ülkemizde verilmemektedir.
Ağız sindirim kanalının girişidir. Her ne kadar önemsenmese de ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına ve sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar.
Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde estetik açıdan önemli etkileri vardır. Eksik dişler, kişilerin bazı sesleri çıkarabilmelerini zorlaştırır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluklar oluşur.
Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri 6. ayda çıkmaya başlar. Daha sonra süt dişleri dönem dönem düşmeye başlar ve yerlerini kalıcı dişlere bırakır. Bu süreç 12 yaşına kadar devam eder. Bu süreç içerisinde erken kaybedilen süt dişleri çene gelişimini olumsuz etkileyerek konuşma bozukluklarına ve estetik bozukluklara yol açar. Kalıcı dişler üzerinde yapılan her türlü tedavi süt dişlerine de yapılmaktadır.
Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.
Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “ağız ve diş sağlığı”nın varlığını gösterir.
Diş sağlığı bölümünde;
• Diş beyazlatma
• Diş çekimi
• Diş dolgusu
• Gece plağı
• Implant
• Kanal Tedavisi
• Porselen Kron
• Zirkonyum
• Gebelik öncesi ve hamilelikte ağız diş sağlığı
• Çocuklarda ağız ve diş sağlığı (Renkli kompomer uygulamaları -4 yaş ve üzeri)
• Sindirim sistemi bozukluğunda ağız ve diş sağlığı
• Kronik hastalıklarda (kalp, böbrek, şeker hastalığı vs) ağız diş sağlığı
• Kronik yorgunluk sendromunda ağız ve diş sağlığı
• Genel anestezi ve sedasyon ile tedavi (Engelli hastalar ve çocuklar) yapılmaktadır.

 

Diş Beyazlatma Nedir? 
Dişlerdeki renklenmelerin bir çok sebebi olabilir. En yaygın olanları; yaşlılık, dişleri boyayan maddelerin (kahve, çay, kola, sigara vb.) tüketimi, travmalar, eski protezler, kaplamalar,sinirlerin dejenerasyonu, dolgulardır. Dişlerin oluşumu boyunca kullanılan antibiyotik (tetracycline) veya aşırı florit tüketimi de dişlerde renklenmelere yol açabilir.
Diş beyazlatma, dişlerin yapısındaki renklenmeleri ortadan kaldıran bir işlemdir. Diş beyazlatma işlemi, uygun şekilde ve diş hekimi kontrolünde yapıldığında, diş ve diş etlerine zararsızdır. Ancak tedavi sırasında dişlerde hassasiyet (özellikle soğukta),dişetlerinde kızarma ve hassasiyet meydana gelebilmektedir. Fakat bu durumlar geçicidir ve tedavinin bitimiyle birlikte, birkaç gün içinde bu şikâyetler ortadan kalkmaktadır.
Dişlerin beyazlatılmasında 2 yöntem vardır;
1-Ev beyazlatması(home bleaching): Hekim hastadan alınan ölçü ile bir kalıp hazırlar. Hasta bu kalıbın içerisine beyazlatıcı ajanı yerleştirir ve günde 6-8 saat süreyle ağız içerisine takarak bekletir(tercihen geceleri uyku sırasında).Tedavi süresi başlangıç diş rengine ve tedavi esnasında renkteki açılmaya bağlı olarak 1 ila 4 hafta arasında değişir.
2-Ofis beyazlatması(Ofis bleaching):Hekim muayenehane ortamında işlemi uygular. İşlem esnasında öncelikle dişetlerini kotuma altına almak esastır. Sonrasında beyazlatma ajanı dişler üzerine uygulanır.Güçlü bir ışık kaynağının yaklaşık olarak 20 dakika süreyle dişler üzerine tutulması ile işlem tamamlanır.Dişlerdeki renk değişikliğine göre aynı işlem belirli periyotlarla 2 yada 3 kez uygulanır. Özellikle ofis beyazlatmasında dişlerdeki beyazlama daha kısa sürede fark edilebilir.
Beyazlatma işlemi hamile ve çocuklar hariç renklenme nedenine bağlı olarak herkese uygulanabilir ve beyazlayan dişler yapılacak doğru bakımla aynı beyazlıkta uzun süreler kullanılabilir.
Diş Çekimi
Dişlerin çekilmesine neden olacak durumlar şunlardır;
• İleri derecede çürük ve madde kaybı yüzünden tedaviyle kurtarılamayan dişler.
• Çarpma sonucu, tedavisi mümkün olmayacak şekilde kırılan dişler.
• Kanal tedavisine rağmen kurtarılamayan apseli dişler.
• İleri derecede dişeti iltihabı nedeniyle sallanan dişler.
• Zamanında düşmeyen süt dişleri.
• Aşırı konum değişikliği (dönme, devrilme vb.) nedeniyle sorun yaratan dişler
• Kist ya da tümör içindeki dişler.
• Tam sürememiş (gömük) ve sorun yaratan dişler.
• Yer darlığı nedeniyle ortodontik tedaviye yardımcı olmak amacıyla, sorunsuz olduğu halde bazı dişler çekilebilir.
Bu durumlardan herhangi birinin sözkonusu olması durumunda dişin çekimine karar verilir.Diş çekilmeden önce mutlaka ilgili bölgeden bir röntgen alınmalıdır.Röntgende, çekilecek dişin ve çevresindeki anatomik oluşumların ayrıntılı şekilde görülmesinin ve hastanın medikal ve dental hikayesinin öğrenilmesinin ardından çekime engel herhangi bir durum yoksa yapılan etkili bir anestezinin ardından çekim işlemine geçilir.
Diş çekimi işlemi genel itibariyle kuvvet gerektiren bir işlem değildir hatta aşırı kuvvet olumsuz sonuçlar bile doğurabilir. Diş çekimi daha ziyade, teknik bilgi ve beceri gerektiren bir girişimdir.
Diş çekimi öncesinde ve sonrasında hekiminizin yaptığı önerilere uymak önemlidir.Şayet örneğin çekim öncesi proflaktik amaçlı antibiyotik alımı önerildiyse bu kesinlikle atlanmamalıdır.Yada çekim sonrası yara bakımıyla ilgili önerilere uymak mühümdir çünkü neticesinde çok ağrılı yaralar oluşabilir.
Gömülü Dişler;
Kısmen çıkan dişlerin çevresine bakteriler girerek, enfeksiyona neden olabilir ve dişi çevreleyen kemiğe yayılarak, ciddi bir soruna yol açabilir. Gömülü dişler, çıkabilecekleri yeterli yer olmamasına rağmen dişeti dokusunu zorlamaya devam edebilir. Bu çıkış denemesinin yol açtığı sürekli basınç, yakındaki dişlerin köklerine hasar verebilir. Gömülü dişin çekilmesi , oluşabilecek bir enfeksiyonu, yandaki dişte ve kemikte meydana gelebilecek hasarı ve ileride ortaya çıkabilecek ağrıları önleyebilir.

 

Gece Plağı Nedir?
Gece koruyucusu, uyku esnasında çenelerin sıkılması ve gıcırdatılması ile dişlerde oluşabilen aşınmalardan korunmak için tasarlanmış özel bir ağız plağıdır.

Bruksizmin (diş gıcırdatması) oluş nedenleri arasında dişler arasındaki kapanış ilişkisinin bozulması yada santral sinir sistemindeki bir hastalığın olabileceği ileri sürülmektedir. Duygusal stresler ise bruksizmin nedenleri arasında en önemli faktördür. Stres bruksizmin hem oluş nedeni hem de olayın şiddetini artıran en önemli faktör olarak belirlenmiştir.
Diş gıcırdatmanın yol açtığı rahatsızlıkları önleme ve kişinin diş gıcırdatmasına devam etmemesi adına ‘gece koruyucuları’ olarak adlandırılan silikon içerikli maddeden yapılmış diş plakları kullanılabilir.Gece koruyucuları genel anlamda tedavide etkin olmalarına rağmen bazı durumlarda bunlara ek olarak kas gevşeticiler, psikolojik terapi yöntemi, eksik dişlerin yerine protezler yada hatalı dolguların yenilenmesi işlemleri uygulanabilir.
Günümüzde çoğu kişi yaşadığı buruksizm rahatsızlığının farkında değiller. Birçok birey bu rahatsızlığı yakınlarının onlara söylemesinden sonra fark eder. Diş gıcırdatma tehlikeli bir durumdur ve bireyin dişlerinden oldukça rahatsız edici bir ses çıkar.Bazı zamanlardada gün içerinde uyanık hallerde birey kendisi diş sıktığının farkına varır.
Gece plağı çenesel anatomiye göre bazı durumlarda üst, bazı durumlarda alt çeneye uygulanacak şekilde yapılır. Dişlerin ölçüsü hekim tarafından alınarak elde edilen model üzerinde hazırlanır. Bu nedenle dişlerle uyumu sayesinde rahat kullanım ve koruma sağlar.Genellikle gece uyku esnasında takılması önerilir ancak bazen gündüz kullanımıda önerilebilir.

 

İmplant Nedir?

Dental implant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve uygun malzemeden yapılan yapay diş köküdür. Geleneksel kaplama, köprü ve damak protezlerine göre çok daha güvenli, fonksiyonel alternatif tedavi şeklidir.

Diş implantları, insan vücudu ile tamamen uyumlu küçük titanyum vida ve üzerine gelen abutment ile birleştikten sonra bir kron yapılarak (metal-porselen ya da zirkonyum-porselen) tedavi tamamlanmaktadır. İmplant tedavisi bir yada daha fazla meydana gelen diş kayıplarında rahatlıkla uygulanabilir. İmplant tedavisi olmuş hasta aynı gün normal hayatına dönebilmektedir.
İmplantlar çene kemiği yeterli genişlikte ve yükseklikte, diş eti sağlığı yerinde olan,anatomik ve sistemik olarak herhangi bir engeli olmayan ve çene kemiği gelişimini tamamlamış her hastaya uygulanabilir.

İmplant tedavisine klinik ortamında, lokal anestezi yapılarak başlanmaktadır. Cerrahi operasyonlara karşı endişe duyan yada fazla sayıda implant uygukanacak hastalarda ise sedasyon ve lokal anestezi kullanılarak implant işlemine başlanır.Anestezi işleminden sonra cerrahi operasyonla diş eti açılarak çene kemiği ortaya çıkarılır. Ortaya çıkan çene kemiğine öncelikle küçük çaplı rehber deliği açılır. Daha sonra rehber delik yavaşça genişletilerek implantın yerleştirileceği forma uygun hale getirilir. Çene kemiğindeki deliğin aşamalı olarak genişletilmesi sayesinde kemik üzerinde oluşacak travmatik etki de azaltılmış olur. Daha sonra çene kemiğinde açılan boşluğa implant vidalanarak yerleştirilir.

İmplant cerrahisinden sonra oluşabilen ağrılarda hasta ağrı kesiciler kullanmalıdır.Yara olan bölgenin postoperatif bakımı önemlidir.Bu konuda hekimin uyarılarına uyulmalıdır.Yerleştirilen implantın çene kemiğiyle kaynaşması için kullanılacak implant çeşidine göre 2 ila 6 ay arasında bir bekleme süresinden sonra protezin üst yapısı hazırlanabilir.

 

Metal-Porselen Kron / Zirkonyum-PosSELEN KRON

Zirkonyum alt yapılı kronlar içeriğinde bulunan zirkonyum oksit sayesinde ışığı geçirmediği için metal alt yapılılara göre çok daha estetiklerdir, metal alt yapılı kronların içeriğinde bulunan nikel ve kroma bağlı olaraksa alerjik durumlar gelişebilir.

Zirkonyum oksit biyolojik olarak insan vücuduyla daha uyumlu olduğu için dişetleri uzun vadede çok daha sağlıklı kalır. Metal alt yapılı kronlarda içindeki materyallerden dolayı dişeti hizasında morarma denen renklenmeler ve ilerleyen dönemlerde dişeti çekilmeleri, buna bağlı olarak da dişlerde erken çürümeler ve diş kayıpları görülür.

Ancak tüm bunların yanında metal alt yapılı kronlar zirkonyumlara oranla daha kuvvetli ve dayanıklı olduğu için uzun köprülerde çok daha fazla tercih edilir. Zirkonyum alt yapılı kronlarsa daha ziyade ön bölgelerdeki dişlerde tercih sebebidir.

 

Gebelik Öncesi Ve Hamilelikte Ağız Diş Sağlığı

Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak annesinin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı ” düşüncesi tamamen yanlıştır. Hamilelik döneminde kadın süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum dan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimini karşılamalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır.
Hamilelik sırasında A,C,D vitaminleri ile fosfor ve kalsiyumdan zengin temel yiyecekler alan meyveler ve sebzeler, tahıl , süt ve mandıra ürünleri ile , et , balık ve yumurta dengeli olarak alınmalıdır. Şeker mümkün olduğu kadar alınmamalı, kurutulmuş meyve ve karemel gibi yapışkan şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
Hamilelikte diş tedavileri için en uygun dönem 2.trimestredir(3 aylık dönem). Ağrılı durumlarda uygulanması gereken acil tedavilerse bir jinekolog onayıyla bebek için tehlike yaratmayacağı takdirde yapılır.3. üç aylık dönemde hasta sırt üstü yattığında baskı hissi olacağından hasta rahatsızlık duyacaktır.
Hamilelikte diş bakımına ekstra özen gösterilmelidir çünkü birçok ağız-diş probleminde gebelikte değişen hormonal dengeler etkendir. Ağız içerisinde var olan bir dişeti problemine gebelik esnasında vücudun vereceği cevap çok daha fazla olacağından şikayetler şiddetlenecektir.

Hamilelikte diş tedavisi öncesi doktor tarafından bir sakınca belirtilmediği takdirde lokal anestezi uygulanmasında bir engel yoktur. Hatta hasta ağrı duymadığından rahatlayacak ve tedavi çok daha kolay uygulanacaktır. Antibiyotik kullanılması zorunlu olduğu durumlarda da hastada herhangi bir alerjik reaksiyon hikayesi yoksa şayet, kullanılabilecek en güvenilir antibiyotikler penisilin türevleridir. Hamilelikte tedavi öncesi röntgen çekilmesi önerilmemekle birlikte çok acil durumlarda hasta kurşun önlüklerle yeterince korunduktan sonra film alınabilir.

 

Çocuklarda Ağız Ve Diş Sağlığı

Çocuklarda ağız diş sağlığı bebekte ilk diş sürer sürmez başlamalıdır. Bebeğin dişleri temizlenirken 2,5-3 yaşına kadar fırça kullanımı önerilmezken steril gazlı bezler kullanılmalıdır. Her emzirmeden sonra dişler gazlı bezle iyice temizlenmelidir. Bebekte üst ön dişlerde görülen biberon çürüklerini önlemek içinde bebek kesinlikle şeker batırılmış emziklerle ya da biberonla süt içer vaziyette uyutulmamalıdır, beslenme işlemi bitirilmeli ardından gazlı bezle diş temizliği yapılıp uyutulmalıdır.

Süt dişleri çiğneme yapmaya, estetik açıdan iyi bir görünüm sağlamaya, harfleri doğru telaffuz etmeye yaramasının yanında en önemli olarak da alttan gelecek daimi dişlerin yerini korur. Bu nedenle ‘bu dişler nasıl olsa dökülecek tedavi ettirmeye gerek yok’ mantığından sıyrılıp süt dişlerinin bakımına ve tedavisine çok dikkat edilmelidir. özellikle yapışkan şeker ve çikolata gibi uzun süre dişler üzerinde kalan gıdalar ara öğünlerde tüketilmemelidir. Elma, peynir, fındık gibi diş temizliğine yardımcı gıdaların tüketilmesinin yanında xylitol içeren diş dostu sakızların çiğnenmesi de dişler açısından faydalı olacaktır.

Çürük sıklığı konusunda yapılan araştırmalara göre; çocuklarda çürük sıklığının, özellikle karışık dişlenme döneminde (7-12 yaş arası) yüzde 90’lara ulaştığı görülmektedir. Bu nedenle çocuğun gelecekteki ağız sağlığı açısından koruyucu tedaviler büyük önem taşımaktadır. Bu tedaviler arasında diş yüzeyindeki çukurcukları kapatan fissür örtücüler ve dişlere ekstra çürük dayanımı sağlayan flor uygulamaları yer alır. Travma, çürük veya başka nedenlerle zamanından önce düşmüş süt dişlerinin altından sürecek daimi dişlerin yerini korumak için yapılacak yer tutucu uygulamaları da bir hayli mühimdir.

Kooperasyon kurulabilen çocuklarda klinik ortamında rahatlıkla uygulanabilen tedaviler renkli dolgularla daha eğlenceli bir hale getirilirken kooperasyon kurulamayan çocuklarda ise tedaviler ameliyathane ortamında sedasyon ve ya genel anestezi altında yapılabilmektedir.

 

Genel Anestezi Ve Sedasyon İle Tedavi

Genel anestezi, hastaya damar içi ilaçlar ve bayıltıcı gaz verilerek narkoz halinin sağlandığı anestezi tipidir. Sedasyon ise hastaya sadece damar içi ilaçlar verilerek yarı uyur halin sağlandığı anestezidir. Anestezi ameliyathane ortamında en gelişmiş anestezi cihazları ve tedavi boyunca yaşamsal fonksiyonların devamlı izlenip kayıt altına alındığı bir ortamda gerçekleşir. Bilinçli sedasyon, hem erişkinlerde hem de çocuklarda son derece güvenli olarak kullanılabilmektedir. Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.

Genel anestezi ve sedasyon işlemi;
• Fiziksel engelli çocuklarda,
• Mental (zihinsel) engelli çocuklarda,
• Restoratif veya cerrahi tedaviye ihtiyacı olan; ancak akut enfeksiyon, anatomik varyasyonlar veya allerji nedeniyle lokal anestezi kullanılamayan çocuklarda ve erişkinlerde,
• Acil tedaviye ihtiyacı olmasına rağmen kooperasyon (iletişim) kurulamayan çocuk veya erişkinlerde,
• Biberon çürüğü veya erken çocukluk çağı çürükleri adı verilen yaygın çürüklere sahip küçük yaştaki çocuklarda,
• Genel anestezi yapıldığı takdirde tıbbi risklerin azalacağı (bazı sistemik rahatsızlıklar gibi) vakalarda,
• Herhangi bir nedenle (uzak yerde oturulması, allerjik reaksiyon riski vb) tedavilerin tek seansta yapılması gereken çocuklarda uygulanabilir.
Genel anestezi sonrasında çocuklarda kanal tedavisi ya da diş çekimleri yapıldığı durumlarda operasyon sonrası rahatsızlıklar görülebilirken genel olarak operasyon sonrası ilaçların etkisi ile ağızda yapılan işlemi, ağrıyı, hoşlanmadığı sesleri, vb. hatırlamayacağından psikolojik travmaya da maruz kalmaz.

 

 

 

 

 

 



Tıbbi Birimlerimiz

ag