Üroloji

Üroloji

ÜROLOJİ

Üroloji kadınların üriner sistemi, erkeklerin hem üriner hem genital sistemi hastalıkları ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Üriner sistem, böbrekler, idrar yolları, mesane ve üretrayı kapsar. Genital sistem ise testis, prostat ve cinsel organları içerir.
Üroloji Servisimizde erkek, kadın ve çocukların tüm böbrek, mesane ve idrar yolları ameliyatları ve tıbbi tedaviler yapılmaktadır.
Üroloji Bölümünde Yaptığımız Operasyonlar;
Prostat Ameliyatları
* Açık Prostatektomi
* TUR-P (Endoskopik Prostat Ameliyatı)
* Green Light
Taş Ameliyatları
* Böbrek Taşı Ameliyatları (Açık ve Perkutan Nefrolitotomi)
* Üreter Taşı Ameliyatları (Açık ve Endoskopik)
* Mesane Taşı Ameliyatları (Açık ve Endoskopik)
* Böbrek Kisti Ameliyatları
* Böbrek alınmasını gerektiren Nefrektomi Ameliyatları
Kanser Ameliyatları
* Prostat Kanserinde Redikal Prostatektomi
* Mesane Kanserinde Radikal Sistektomi
* Mesane Kanserinde TUR (Endoskopik Yöntemle Mesane
* Tümör Ameliyatı)
* Böbrek Tümörlerinde Açık Cerrahi Girişimler
* Testis Tümörlerinde Açık Cerrahi Girişimler
* İnfertilite (Çocuk Sahibi Olamama) Ameliyatları
* Varikosel Ameliyatı
* Pediatrik Üroloji Ameliyatları
* Sünnet
* İnmemiş Testis Ameliyatları
* Hipospadias Böbrek Ameliyatları
Diğer Müdahalelerimiz
* Hidroselektomi
* Epididim Kist Eksizyonu
* Orşiektomi
* Tanısal Sistoskopi
* Üretral Darlıkta Dilatasyon
* Genital Siğil Koterizasyon
* ESWL (Ses Dalgalarıyla Böbrek ve Üreter taşlarının kırılması)

 

 

PROSTAT 

BPH (Benign Prostat Hiperplazisi)

Prostat bezi,idrar kesesinden hemen sonraki idrar yolunu(üretra)çevreleyen ve kestane büyüklüğünde bir bezdir.Yaşın ilerlemesiyle birlikte(40 yaş sonrası)bu bez büyümeye ve bazı insanlarda büyük bir portakal cesametine kadar ulaşmaktadır.Bezin büyümesi tam olarak anlaşılamamış ama yaş,hormonlar,ırk ve genetik bu büyüme için suçlanmıştır.

Prostat kanserlerinin % 60 ila 70’i periferal zon denilen prostat kesiminden kaynaklanır.Benign prostat hiperplazisi (iyi huylu prostat büyümesi) transisyonel zondan kaynaklanır.BPH erkeklerdeki en yaygın iyi huylu tümördür.50-60 yaş arası %50,80 yaştan sonra ise %90 erkekte BPH vardır.55 yaşındaki erkeklerin % 25’inde BPH ya bağlı hastalık işeme şikayetleri mevcut iken bu oran 75 yaşında %50 dir.60 yaş altında cerrahi geçiren hastaların % 50 sinde genetik geçiş vardır ve bu otozomal dominat bir geçişi gösterir.Buda 1.dereceden erkek yakınların risk altında olduğunu gösterir.Bu risk toplumun diğer bireylerine göre 4 kat daha fazladır.

Kastre edilen (kısırlaştırılan)erkeklerde prostat bezinin küçülmesi ve idrar şikayetlerinin azalması bu hastalığın endokrin kontrol altında olduğunun bir göstergesidir.

Prostatın parmakla muayene sırasında hissedilen kesimi (periferal zon)prostat kanserinin geliştiği alandır.Bu yüzden hastaların çok çekinmesine rağmen prostat kanserinin yakalanmasında bu muayene çok önemlidir.Prostat büyüdükçe idrar yoluna bası yapmakta buda idrar çıkışını zorlaştırmakta ve böylece mesane çıkış direnci artarak mesanede bozukluklara yol açmaktadır.Prostatın en belirgin şikayeti gece sık idrara çıkmaktır.Bununla birlikte gündüz sık idrara gitme,idrar yetiştirememe hissi,idrar yapmaya başlamada zorluk,çatallama,kesik kesik idrar yapma,ince idrar yapma,mesanede idrar kalma hissi, ve buna bağlı idrar sonunda damlama ve tuvaletten çıktıktan sonra kısa süre içinde yeniden idrar yapma hissi prostat hastalığının en belirgin klinik semptomlarıdır.Hastalık tedavi edilmediğinde şikayetler artarak sık tekrar eden idrar yolu enfeksiyonları ,kanamalar,mesane içerisinde taş oluşumu ve daha ileri aşamalarda mesanenin kasılma özelliğini kaybetmesi ile nörojen mesane denilen mesanenin fonksiyon yapmamasıyla sonuçlanan bir hastalık ve buna bağlı böbrek yetersizliği gelişebilir.Bu son aşamalarda hastaya sürekli idrar sondası takılması gerekebilir.

Prostat teşhisinde ilk önce hastayı sorgulama daha sonra parmakla muayene ve ardından USG ile prostatın büyüklüğünün ölçülmesi, idrar tahlili,idrar akış hızının ölçümü(Ürofulowmetri)kan yoluyla prostat kanser testi (PSA testi),böbrek fonksiyon testi ,düz grafi ve IVP isimli (halk arasında ilaçlı film)görüntüleme yöntemleri  kullanılabilir.Hasta dinlendikten sonra yapılan testlere göre hasta ya izleme alınır ya ilaç tedavisi verilir yada ameliyat önerilir.Eğer prostat kanserinden şüpeleniliyorsa ultrason eşliğinde makatdan girilerek prostat biyopsisi alınabilir.

Prostatın ilaç tedavisinde yolu açan ve günlük rahatlamalar sağlayan ilaç tedavileri küçük boyutlu prostat için uygundur.Fakat bu tedavilerin 18.aydan itibaren etkileri azalmaya başlayabilir.Eğer prostat büyük ise prostat küçültücü ilaçlar da eklenebilir.İlk grup ilaçların bazıları tansiyonda aşırı düşmeye,sersemliğe,geç boşalmaya  ve sertleşmede azalmaya yol açabilir.Bu ilaçlar kesildikten sonra ilaçların olumlu etkileri geçtiği gibi, yan etkileride ortadan kalkar yani bu ilaçlar günlük rahatlama sağlarlar.Yani prostatı tamamen iyileştirmezler.2. grup prostatı küçülten ilaçlar ise etkileri 3 ila 6 ay arasında başlar ve erkeklik hormonunun aktif halini bloke ederler.

Bu tedavilere rağmen rahatlamayan,sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren,idararda inatçı kanaması olan,mesanede taşı olan,en az bir kez sonda takılan,prostata bağlı olarak böbrek fonksiyonları bozulan hastalar ameliyata alınır.

Ameliyatlar açık ve kapalı olmak üzere 2 gruptur.Prostat büyüklüğü 100 gr.dan fazla ve birlikte meane taşı veya büyük mesane devertükülü olan hastalarda açık cerrahi uygulanır.100 gr.dan küçük prostatlarda ise kapalı parostat ameliyatları uygulanır.Açık ameliyatta açık bir yara olması hastanede kalış süresinin 1 haftaya kadar uzaması ve hastada bir yerine üç ayrı bölgede sondalar ve direnler olması ameliyat sırasında kanamaya bağlı kan tranfüzyonu yapılması nedeni ile morbidite ve mortalitesi kapalı ameliyatlara göre yüksektir.Kapalı ameliyatlarda hastanede kalış süresi maksimum 3 gün olaması tek sondanın olması,açık bir yara olmaması büyük avantajlarındandır.

Gerek klasik kapalı ameliyatlarda gerekse açık ameliyatta prostatın nüks etme şansı 5 yılda % 15-20 oranında, üretra darlığı,mesane boyu darlığı gelişme şansı % 15 oranında,cinsel fonksiyon bozukluğu % 20-30 civarındadır fakat bazı genç hastalar yapılan kapalı ameliyatlardan sonra cinsel fonksiyonlarda  belirgin düzelme olduğunu söylemektedirler.Her grup ameliyatta cinsel ilşki sonrası dışarı meni çıkmaması ve meninin daha sonra idrarla atılması % 100’e yakındır.Çocuk düşünen hastalar bu ameliyatlar sonrası normal yollarla çocuk sahibi olamayıp aşılama ve tüp bebek yöntemleri ile çocuk sahibi olabilirler.(Yeterli miktarda sperme sahip iseler).

Kapalı ameliyatlarda altın standart TUR-P(transüretral rezeksiyon,prostat) yöntemidir.Bu yöntemde dış idrar deliğinden rezekteskop isimli cihaz ile girilip tamamen kapalı olarak prostat bezi elektirik akımı kullanılarak rezeke edilir.

Green-Light(yeşil ışık,lazer) yöntemi ile yapılan prostat ameliyatları da kapalı olup tek farkı rezektoskopun ucunda elektirik değil lazer probunun olmasıdır.Bu yöntemde kanama riski daha az olmakta,sonda ertesi gün çekilmekte ve cinsel fonksiyonlarda kötüye gidiş olmamaktadır.Bununla birlikte histopatolojik inceleme için doku olmadığından hastada prostat kanseri olup olmadığı anlaşılamamaktadır.Aynı zamanda süre olarak TUR-P yöntemine göre daha uzun sürmekte buda alınan anestezi süresinin artmasına hastanın pozisyondan kaynaklanabilecek ameliyat sonrası emboli riskinin artmasına yol açmaktadır.Kanama olmaması özellikle vurgulanmasına rağmen bu amelitalar sonrası ciddi kanamalar görülebilmektedir.Yine bu ameliyatlar sonrası içerde kalan prostat doku miktarı klasik yöntemlere göre daha fazla olduğundan ameliyat sonrası 5-6 aylık süre içerisinde idrarda yanma gibi şikayetler devam edebilmekte ve ilerleyen yıllarda nüks nedeni ile yeniden ameliyat ihtiyacı klasik yöntemlere göre daha fazla olmaktadır.Ayrıca SGK tarafından kurum ödemesi olmadığından normal ameliyatlardan daha fazla bir maliyete yol açmaktadır.

Bu iki yöntem dışında çeşitli (Bipolar TUR-P,plazma kinetik vb.)kapalı yöntemler mevcut olup hiçbiri ehil ellerde yapılan klasik TUR-P ameliyatının yerini alamamıştır.

Muayene sırasında prostatın sert olması veya PSA değerinin yüksek olması durumunda makattan USG eşliğinde prostat biyopsisi alınmalıdır.çıkan patoloji sonucu kanser ise kanserin derecesi,PSA değerinin yüksekliği,hastanın yaşı,yaşam beklentisi,hastalığın uzak organ metastazı yapıp yapmaması gibi kriterler göz önüne alınarak gözlem,ilaç tedavisi,hormon tedavisi,orşiektomi (yumurtaların alınması),radikal prostatektomi ameliyatı ve/veya bunlara ek olarak radyoterapi,komoterapi gibi yöntemler uygulanmaktadır.



Tıbbi Birimlerimiz

ur